|
|
Atatürk7932 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
YIGITOZGUR4469 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
fenerbahçe3284 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
düşünce çöplüğü2961 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
psikolojiksorunlular2761 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
nevizade1573 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Müebbet Muhabbet1175 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
psytrance407 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
Siyah1218 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
alkolik hareket engellenemez503 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
Zannımca eşyanın tabiatı gereği aşk olgusu dünyevi arzuları,kalp çarpıntılarını izafe edici bir kavram değil..
Aşk olgusu daha çok ruhani bir olgu..
Bizler sadece duygularımızı daha afili kılmak ve körün gözüne parmağımızı sokmak adına bunu ''aşk'' olarak tanımlıyoruz..Kabullenmek/kabullendirmek istiyoruz..
Leyla'nın peşinden Mecnun çöllere düştü de n'oldu?
Adı Mecnun(deli) oldu..!
Ferhat dağları deldi de n'oldu?
Şimdilerin tünellerine olsa olsa ilham kaynağı oldu :)
Geçiniz arkadaşım geçiniz..
Dünyevi arzulanmalarınızın adını aşk olarak betimlemeyiniz!
Aşk Montaigne'nin dediği gibi libidal bir obsesyondur..
Bizler aşkın kendisine aşık olup;tüm sevgililerini aldatma potansiyeline haiz kılınmış bir zamanın figüranlarıyız o kadar..
Başrolü de kapsan bu film de aynı,figüranı da kalsan aynı..
Elinde avucunda kalacak tek şey bir tutam aldanmışlığın safiyane salaklığı..
İçinizden birileri çıkıp da aşkı yabana atmamak gerekir,aşka burun kıvırmak asıl kendini kandırmışlıktır zırvalarında bulunur ise şayet..
Denilecek şey şudur;Aşk madem ki sizin nazarınızda çöl ortasında yemyeşil bir bahçe..
Alın o zaman size : Bahçe..!
=))
serapdır onun adı gençler serap..
hallüsinajen olguların susuzluktan mütevellid kıvrımsallığını kaybetmiş beyin loblarında anlamlandırıldığı mefhumun lügattaki karşılığıdır yani..
Elin suudileri çölü yeşillendirebiliyor ayrıca bahtsız bedeviyi oynayıp mecnun kabilinden kavurucu çöl ortamında kum fırtınalarına gark olmaya da hacet yok..
bkz=
Ha yok efenim ben taş kafayım çölde çay filminde john malkovich'e hep gıpta etmiştim gibisinden idefixlere mahkumlar varsa aramızda onlar içinde jpeglerimiz mevcut..
Akibetin bu olur acından geberirsin !
(aşıkların yemeden içmeden kesilmesi sendromuna hepimiz aşinayızdır..)
İllaki romantizm diyenler var ise onlara da nisbi bağlamda saadetli ölüm tablosu sunmak da boynumuzun borcu olsa gerek..
misal;
(Dikkatleri çekebilir zannımca üstteki bahse konu jpeg'de 3 kişi mevcut..aradan biri ya benimsin ya kara toprağın ezgisini vızıldarken terk-i hayat eyledi herhal :)) Eee ne de olsa yeşilçam replikleri beynelmilel oldu artık söz konusu aşk,intikam,ihanet olunca.. ahahahh
Ez cümle bağlıyorum;Bilgisayarlarımızı kapamadan evvel fişlerimizi çekiyor&dişlerimizi muhakkak fırçalıyoruz.. =)
Sütümüzü içip akabinde bize masal kabilinden güzel sevgi sözcüklerini kulaklarımıza nağme-i aşk tınısında fısıldayacak müstakbel aşıklarımızı falan hayal etmiyoruz..
Hayat süte,aşka,masala tav olmayacak nisbette ''gerçek'' ve acımasızlıklara gebe bir arena..
Elinizle tutup duyu organlarınızla anlamlandıramadığınız mefhumları(dini dogmatik inanç sistemleri dışında) anlamlandırıp salak saçma triplere girmeyiniz..
Herkeşlere iyi geceler..
*Bence ;)
Siktir
Sen siktir
Nereye
Nereye gidersen
Sen siktir
Senin a.... koyarim
Bende senin
Ya bi sus a.k
Bak dalgana ya
Sus lan
Susmuyorum a.k
Siktir siktir siktir a.k ya
Cik ulan kafamin icinden yeter
Bakin lan dalganiza
Sen kimsin lan
Sanane lan
Neyin pesindesiniz lan siz
Sen nerden ciktin ya
Napican tekrar gerimi sokucan
Evet nolmus
Ananin a.i olmus
Ulan senin kitabini ......m
Hepiniz kesin lan sesinizi
Sana ne lan got
Ulan alayinizin a.... Koyarim yeter a.k
Yetmez daha cok sikicekler kafani
Nereye kadar
Bittigin yere kadar
Beynin nerde infilak ederse
Halusinasyon mu lan bu!
Yoksa yoksa ben sizofrenmiyim
Yoksa coklu kisilik bolunmesimi yasiyorum
Cik
Sen kafani yasiyosun
Lan madem kafami yasiyorum niye birbirini yiyo bu boktan karakterler
Demek ki kafanda filler sikisiyo
Neyler filler
Fil
Nerde
Afrikada
Ruyadami
Yok lan orda
Orasi neresi
Napican niye soruyosun
Sanane
Ne demek lan sanane
Ya bi siktir git ya
Nereye
Oraya
Orasi neresi
Ruya
Guzel seyler olmazmi ruyalarda
Bu senin ruyan
Benim boyle bir dunyam yok ki
Senin olmasina gerek yok ki zaten
Nasil yani
Oyle
Nasil oyle acikla iste
Gercek dunya bu zaten
Ee ben ne goruyorum peki
Senin hayallerin bitmis
Neden
Bu dunya bitirmis
Nasil
Ne kadar cok soruyosun sen ya
Ya soruyorum iste cevap ver
Cevap :) lanet olsun ya cevap; bu dunya iste cok boktan
Neden
Cunki boktan iste anla ya
Belki belki de anlamak istemedigimden dolayi boyle davraniyorumdur olamazmi
Bu saatten sonra ister anla ister anlama bu dunya boyle
Kahretsin ya
Neden?
Bu dunya iste anlamak istemiyorum ama bir sekilde icinden cikamiyorum
Cikma zaten ne isin var uzayda falan bi de senle mi ugrascaz
Niyeki
Ne demek niyeki uzay ulan iste gidip gelmek milyonlarca dolar o paralarla kac afrikali doyar biliyomusun
Uzay nerden cikti peki
Ya ne bilim aklima o geldi
Belki ben cennete gidicem
Nah gidersin
Niye
Ne isin var lan cennette
Ya olurmu olur
Yok oyle bi sey
Neden
Cennet yok olum anla cennette cehennemde bu dunyada kafani kaldir bak bi etrafina
Ne varmis etrafimda
Ebenin a.i var
Nasil yani
Gormuyomusun millet kriz diye bagiriyo insanlar ac savaslar falanlar filanlar
Peki ne yapmak lazim
Cevap vermeden once belirteyim bide kuresel isinma var
Oooo sende cok karamsarsin
neden? Iyimsermi olmaliyim sence
Olabilir
Ben sana diyomuyum niye bu kadar iyimsersin diye! Dunya sadece senin etrafindami donuyo saniyosun! Kaldir artik kafani yeter! Nerde yasiyosun sen
Turkiyede
Ne var turkiyede
insanlar doga falan iste guzel yani egleniyoruz falan fistik
O kadar dimi sadece o kadar senin icin
E yani
Yani he demek yani! Ulken her yandan yagmalaniyo insanlarin ac ve issiz kimse mutlu deil ama sen hala keyfinde zevkindesin
Ne yapabilirim ki
Benim gordugum insanlar hep mutlu
Sen oyle saniyosun hic konustunmu insanlarla
Neden konusmalimiyim
Evet konusmalisin bence hatta artik konusmayi birakip uzerindeki ölü topragini silkinip harekete gecmen lazim
Sen kimsin
Ben senim
Beynindeyim
Neden cunku senin kafan guzel ve sizofren takiliyosun su anda
iyimis :) bak simdi mutlu oldum
Evet hayat senin icin bu zaten haklisin sende haklisin herkes gibi ben zaten niye ve kime kimlere konusuyorum ki! Ne gerek vardi dimi :)) bosuna!..
kes sesini beni dinle
Gecenin bu saatinde kendi kirpiklerimi kendim koparıp yıktım yüzümü aynanın karşısından ve sokağa attım kendimi belimde bir tabancayla. Yağmur yüzüme tükürürcesine yağıyordu ve sokağın köşesinde bulduğum bir telefon kulübesine attım kendimi. Cebimde kalan son dört jetonu çıkarıp önce bildiğim tüm küfürleri ettim sana, sonra susup ağladım, ağlarken ıslanmayan kirpiklerimin yokluğunu anladım ve bir kez daha sövdüm sana, “orospuuu” diye bağırdım.
İlk jetonu kaydırdım ve rastgele bir numara çevirdikten sonra, telefon üç kez çaldı. Bir adam vardı telefonun öbür ucunda. “Kimsiniz” dedi. “Sanane, kim olduğumu söylemek için aramadım. Sadece beni dinleyeceksin jetonum bitene kadar. ” Lütfen kapatma telefonu diyecekken, yüzüme bir tokat atar gibi kapattı telefonu.
İkinci jetonu atıp bir numara daha çevirdim kafamdan, bu kez de telefonun diğer ucunda bir adam vardı. “İyi geceler” dedim. “İyi geceler, kimsiniz” dedi? “Bir dost dedim, beni dinlemelisiniz, lütfen dedim çok önemli. Sekiz duble rakı içtim, kafam kamyon gibi ağır, bu saatte seni değil, babamı bile dinleyemem” dedi ve kapattı. Lanet olsun dedim.
Üçüncü jetonu atmadan bir sigara yaktım ve dışarıda müthiş bir yağmur vardı. Ben ise üşüyordum ve içtiğim sigaranın dumanıyla avuçlarıma üfledikten sonra jetonu atıp bir numara daha çevirdim. Telefonun diğer ucundaki ses biraz geç cevap verdi. Bu kez bir kadın sesi… “Alo” dedi, “alo, iyi geceler” dedim. “Size söylemem gereken bir şeyler var, beni dinler misiniz” dedim. “Kimsiniz ki” dedi. “Önemli olduğunu düşünmüyorum, lütfen beni dinleyin. Kusura bakma ama, sana ayıracak zamanım yok ayyaş” dedi ve çat diye kapadı telefonu suratımın tam orta yerine.
Yapayalnızlığın içinde, elinde son telefon jetonuyla gecenin bir yarısı şiddetli yağmurlara teslim olmuş bir şehrin küçük bir telefon kulübesinde öylece duruyordum. Ayaklarım ıslanmış ve üşümekteydim. Çaresizce son jetonu atıp aklımda kaldığı kadarıyla bir numara çevirmeye başladım yavaşça. Numarayı doğru çevirdiğimden emin değildim ve telefon çalmaya başladı. Tam yedi kez çaldıktan sonra açılan bir telefon ve karşımda bir kadın sesi. “Sen misin yoksa adam” dedi. “Evet, benim” dedim. “Kes sesini ve beni dinle.” Bir dakikadan az bir zamanım vardı ve telefonu yüzüme kapatmayan tek kişi oydu bu saatte. Susmuştu ve dinliyordu. “Lanet olsun sana, bana bunları nasıl yaparsın, nasıl olurda bu bencilliğinle yakarsın ikimizi. Senden öncesi güzel olan bir hayatım vardı. Senden sonrası ise yalnızlık kokan bir hayatım var şu an ve sen her şeyden sorumsuz bir şekilde kendini teslim ettiğin şarap şişelerinin arkasına saklanıp kapanmışsın odana, sana lanet olsun. Gerçekten lanet olsun. Bunlar sana son sözlerim. İçinde boğulup gideceğin bir denizde yapayalnız yüzmeyi seçtiğin için lanet olsun sana.” Telefonu elimden bırakıp kulübeden dışarı attım kendimi. Koşmaya başladım, yüzüme yüzüme vururken ayakkabılarımdan içeri girip ayaklarımı ıslatan yağmura aldırmadan koştum. Sokaklar çok sessizdi. Bir süre sonra caddeye çıktım. Yol kenarında bir bank vardı. Oturmuş ağlarken aklım geride bıraktığım telefon kulübesindeki sarhoş kadının “sen misin yoksa adam” sesindeydi. Evet, lanet olsun ki o bendim. Aklımı, beni yönlendirmemesi konusunda durdurmaya çalıştım, ama yapamadım.
Yapmak istediğim tek bir şey vardı; ölmek. Kolayı seçip canıma kıymak… Kimsenin olmadığı bir gece vakti kendimden uzak bir yerde ne işim vardı, bilmiyordum. Paketimde son bir sigara kalmıştı ve yağmur hala yağıyordu. Caddede bir dükkan vardı. Tabelası mavi ışıklı... Hemen oraya koştum ve önce saçlarımı sildim ellerimle, sonra da yüzümü ve dudaklarımı. Son sigaramı yakmaya çalışırken çok uğraştım rüzgar yüzünden. Sonunda yanan sigaramı içmeye başladım ve tabelanın mavi ışıkları altında bir ileri bir geri sallanmaya başladım. Kimseler yoktu. Ben bile yoktum aslında. Sadece var olduğumu düşünüp içiyordum son sigaramı. Birden önümde bir araba durdu. Siyah bir arabaydı. Kendi yansımamı arabanın camında gördüğümde çok korktum kendimden. Saçlarından yüzüne doğru sular akan ve soğuktan ölecekmiş gibi bakışları olan bir adamdım. Arabanın camı yavaşça açıldı, kirli sakallı ve takım elbiseli bir adam gördüm şoför koltuğunda ve hemen arkasından kafasını uzatan güzel bir kadın. Hayat kadınına benziyordu, dudağının kenarıyla içtiği sigarasını dışarıya fırlattı. Adam, “bu saatte ne işin var, hastalanıp gebereceksin burada” dedi. Kadın, “siktir et ibneyi, biz devam edelim” dedi. O an çaresizliğimin ne denli büyük olduğunu düşünüp cevap bile veremedim adama. Kadın, “gidelim” dedi ve cam kapandı. Araba hareket etti, ben arkalarından baka kaldım. O an, bir hayat kadını olduğunu düşündüğüm o kadının neden böyle bir şey dediğine anlam veremeden peşlerinden koşmaya başladım. Belimden çıkardığım tabancayla iki el ateş ettim. Araba durdu ve içinden inan adamın elinde de bir silah vardı. Yüzüme bakıyordu. Ben de onun yüzüne bakıyordum. Caddenin ortasında sadece ikimiz vardık. Tetiğe bastı ve beni sol ayağımdan vurdu. Canım öylesine yanmıştı ki, yere düşüp çaresizce adamın gözlerine baktım. “Orospu çocuğu” diyerek bir kez daha bastı tetiğe, mermi tam gözüme girecekken, “hayırr” deyip uyandım. Sırılsıklam olmuştum. Bir kabusmuş her şey, ama o yağmurda ıslanmış kadar terlemiştim. Kalkıp pencereye doğru yürüdüm ve sokağa baktığımda yağmur yağıyordu.
Anlamsız bir kabusun ardından, titrek ellerimle bir sigara yakmaya çalıştım ve telefona uzattım ellerimi. Rast gele bir numara çevirip “her şey bir kabusmuş, iyi geceler” dedim.
Alo, alo, alooo…